Zamanı Yenen Tasarımlar

Zamanı yenen tasarımlar ne demek bunu açıklamak için çok gerilere gitmeliyiz. İnsanlık tarihi bilginin ve teknolojinin tarihi olararak da adlandırılabilir. Tarihi değiştiren her şey, hatta bizzat tarihin kendisi dahi yazı yazma bilgisinin bulunması ile başlar. Ateşli silahların, pusulanın icadı gibi bilimsel bilgiler, tarihin seyrini değiştiren birincil etmenler. İnsan, bilginin önemini her gün daha fazla kavradı ve son üç yüzyılda milyonlarca yılda üretilen toplam bilgiden fazlasını üretebildi.

Bugün günlük hayatımızda etrafımızda gördüğümüz nesnelerin büyük çoğunluğu geçtiğimiz yüzyılda icat edildi. Teknolojinin gelişimi o kadar hızlandı ki, teknolojik devrimlerin araları artık birkaç yıl ile ifade ediliyor. 20 yıl önce cep telefonlarının hayatımıza girmesi bir devrim sayılabilirken, bugün basit bir uygulama dahi günlük hayatımızı tümüyle etkileyebiliyor. Bilimin baş döndüren hızı, insanlığın gelişimini de aynı oranda etkiliyor.

Ancak bazı sıradışı tasarımlar, kendi alanlarında her şeyi değiştirmekle kalmıyor, zamanın hızıyla dalgasını geçebiliyor. İşte o zamanı yenen tasarımlardan bazıları

 Singer Dikiş Makinesi

Zamanı yenen tasarımlar- 1 Singer dikiş makinası

İlk Dikiş makineleri 1790’da üretilse de, kitlelerin dikiş makinesi ile tanışması 1850’lerde oldu. 1851 yılında Broadway’in ünlü tiyatrosu Orpheum tiyatrosu’nda büyük bir kriz yaşanıyordu. Yeni oyunun prömiyerine iki saat vardı ancak bir kişinin kostümü eksikti, başrolü oynayacak sopranonun. İki kadın personel kostümü yetiştirmek için koştursa da, bu imkansızdı. Tam da bu sırada bir kahraman çıkageldi ve kostümü yetiştireceğini söyledi. Yarım saat sonra kostümü getiren bu kişi Isaac Singerdi. Kendi geliştirdiği dikiş makinesi, kırılmayan iğnesi, mekikli mekanizması, ipi koparmadan uzun süre dikebilmesi, basit ve sağlam tasarımı ile diğer tüm cihazlardan ayrılıyordu. Bu sansasyonel olaydan sonraki yıllarda her eve giren bu makineler bozulmaması ile de meşhurdu. Bugün antika sayılabilecek Singer modelleri dahi, yüzbinlerce evde hala görevinin başında.

Mig-29 Savaş Uçağı

Zamanı yenen tasarımlar- 2 mig-29 savaş uçağı

İlk uçusunu 1977 yılında gerçekleştiren efsane savaş uçağı Mig-29, 80’li yıllardaki gökyüzündeki açık Sovyet üstünlüğünün ana etkeniydi. Dikine kalkış yapabilme, yüksek hız ve manevra kabiliyeti, hatta pilotun kaskının baktığı yere gönderdiği kızılötesi izleri takip ederek hedefe kitlenebilme gibi döneminin çok ötesindeki teknolojiye sahip bu uçağı farklı kılan çok önemli bir özellik daha vardı. Çağdaşlarının aksine Mig-29’larda sadece bir transistör yüzbinlercesinin işlevini görebilecekken, çok sayıda basit radyo lambası kullanılmıştı. Uçağın bu analog sistemle donatılması ilk bakışta yanlış bir tercih olarak görülebilse de, bu sayede Mig-29 lar elektromanyetik şoklardan etkilenmiyordu ve taşıyabildiği 6 nükleer başlık sayesinde nükleer savaş ortamında dahi kullanılabiliyordu. Aradan geçen yıllara rağmen, sürekli güncellenen bu uçan efsane, prestijinden hiçbir şey kaybetmedi. Bugün 60 ülkenin hava kuvvetlerinin ana muharebe gücü halen Mig-29’lardan oluşuyor. Üstelik, soğuk savaşın galibi ABD bile bu uçaklardan 29 tane satın aldı.

Zodiac Bot

Zamanı yenen tasarımlar- 3 Zodiac Bot

Şişme botların atası, 19. yüzyılın ilk yarısında üretildi. 1866 yılı şişme botların tarihçesinde önemli bir dönüm noktası oldu. Modern tasarımların atası sayılabilecek, şişirilebilen üç farklı tüpün birleştirilmesi prensibiyle yapılan bot, 3 kişilik mürettebatıyla Atlantik Okyanusunu geçerek tarihe geçti. Bu tarihi yolculuk şişme botların ticari başarısının da başlangıcı oldu. Sonrasında farklı pek çok bot üretilse de, 1937 yılında Fransız Zodiac firması modern tasarımın ilk örneğini polyester kumaştan üreterek büyük bir başarı yakaladı. II. Dünya Savaşı yıllarında üretim askeri amaçlara yönelmek durumunda kaldı. 70’li yılların başında içten yanmalı motorların Zodiac botlara entegre edilmesi şişme bot teknolojisinde bir çığır açtı. Zodiac botlar, hafifliği, saklama ve taşıma avantajları ve sağlamlığı ile çok geniş bir kesime hitap eden hızlı, güvenilir ve pratik bir deniz taşıtı haline geldi; öyle ki, Zodiac ürüne ismini veren jenerik bir marka oldu. Bugün tüm dünyada, denizde görev yapan operasyonel birliklerden balıkçılara, arama kurtarma faaliyetlerinden turistik gezilere kadar geniş bir kullanım alanında yüzbinlerce Zodiac bot açık ve kapalı sularda hizmet veriyor.

Zenit Fotoğraf Makinesi

Zamanı yenen tasarımlar- 4 Zenit_E fotograf makinası

Fotoğraf makinelerinin icadı tahmin edebileceğimizden çok daha geriye gidiyor. Fotoğraf makinesinin çalışma ilkesini ortaya koyan isim hepimizin yakından tanıdığı birisi: Aristo. Her konuda kafa yormayı görev edinen Aristo, “Problem” isimli çalışmasında görüntünün oluşmasını yorumlayarak Camera Obscura‘nın temellerini atıyor. İlhamını Aristo’dan alan ilk Camera Obscura’yı 10. yüzyılda İslam bilgini İbn-el Haitama yapıyor. Modern anlamda fotoğraf makinesinin icadı ise Fransızlar tarafından 1839 yılında dünyaya şöyle duyuruluyordu, “Sayın Baylar, doğa ışık aracılığıyla bir yüzeyin üzerine geçirildi.” Geliştirilmesinde tüm milletlerin katkısı olan fotoğraf makinesini, emeklemekten koşmaya geçirenlerin Almanlar olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. 19. yüzyılın sonunda Alman markaları artık rakipsizdi ve altın çağlarını yaşıyorlardır. Fakat tarihin görünmez eli ya da kaderin cilvesi, I. Dünya savaşındaki yenilgiyle beraber Almanların elindeki tüm patentler iptal oldu ve makineler İngiltere, Fransa hatta Çin’deki kopyalama tezgahlarına düştü. Savaş sonrası Alman markaları hızla toparlansa da II. Dünya savaşındaki yenilginin etkisi çok daha yıkıcıydı. Tanıdık bir ifadeyle “Almanlar yenilince Alman markaları da yenik sayılmıştı”.

Nazi Almanyasına doğudan giren Sovyet orduları, Rus steplerine dönerken, kusursuz lensler ve makineler üreten Alman Pentacon, Leica ve Zeiss (bugün Sony’den Samsung’a birçok markanın lenslerini üreten Carl Zeis) fabrikalarını son civatalarına kadar söküp yanlarında götürüyordu. Bu fabrikaların üretimleri ile ilk zamanlar vasatı aşamayan Rus fotoğraf makinesi endüstrisi 1951’e gelindiğinde ilk özgün markasını yarattı: zirve anlamına gelen Zenit. Kısa zamanda halkların fotoğraf makinesi haline gelen Zenit, E modeliyle 12 milyon kullanıcıya ulaştı. Bir dönüm noktası olan Zenit E serisinden sonraki 19, 12 ve 12XP gibi modeller daha büyük başarılara imza atarak Rus ve Avrupalı sanatçıların da güvenini kazandı ve birçok ödüllü fotoğraf çekti. Zenitin tarihe altın harflerle kazımasına neden olan gelişme ise dünyanın uzaydan çekilen ilk fotoğraflarının Zenit AFA-39 ile çekilmesi. Zekice tasarlanan bu ağır ve sağlam makineler, dengeli kavranmasını sağlayan ergonomisi, farklı perde hızları, lens kalitesi olduğu kadar, kendine özgü deklanşör sesiyle de kullanıcıları için vazgeçilmez oldu. Bugün dahi, analog fotoğrafa ruhu olan bir makineyle başlangıç seçeneği olan Zenit markalı makineler, fotoğrafın “zamanı durdurmanın radikal bir yolu” tanımının en uygun örneği.

Zortax M200 3 Boyutlu Yazıcı

Zamanı yenen tasarımlar- 5 Zortrax m200 3D yazıcı

3 boyutlu yazıcıların icadı 1970’lerin başına dayanıyor. Pierre Ciraud adlı Fransız bilim insanının geliştirdiği metal tozlarının ışınlarla kaynaştırılması prensibiyle çalışan makine, patent başvurusu yapılan ilk 3 boyutlu yazıcıydı. Bu icadın ticarileşmesi ise 1986 yılında Charles Hull’un patent başvrusunun kabul edilmesiyle oldu ve Hull 3D Systems’ı kurdu. 1989’da ise Scott Crump hammaddeyi eriterek yapılan eklemeli üretim prensibini (FDM) ortaya koyarak Stratasys’i kurdu. Daha o yıllardan yeni sanayi devrimi olacağı öngörülen 3d printing’in gelişimindeki ivme içinse 2000’li yılları beklemek gerekecekti. Patentlerin sürelerinin dolması ile birlikte kurulan yüzlerce firma yepyeni birçok marka yarattı. Bu markalardan bazıları sektörün dev firmaları tarafından satın alınarak güven kazandı ve çok yüksek satış rakamlarına ulaşabildi.

2011 yılında Amerikan başkanı 3 boyutlu yazıcıları “3. Endüstriyel Devrim” olarak nitelediğinde tüm dünyada gözler bu teknolojiye çevrilmişken, Polonya’da yepyeni bir cihaz projesi sessiz sedasız başlıyordu. Android ve İOS destekli, LED ekranlı, kameralı, her cins filamenti basabilen rakiplerine göre daha mütevazi bir cihaz, Kickstarter üzerinde görücüye çıkmıştı. Kozmetik özellikleri itibari ile rakiplerinin gerisinde kalan bu 3 boyutlu yazıcı delikli ve ısıtmalı tablası, çift mil yatağında hareket eden başlığı, Ball Bearing sistemi ve yekpare alüminyum kasası ile pürüzsüz baskılar ve uzun ömürlü kullanım vaat ediyordu. 175.000$ lık bir bağış toplayan Zortrax piyasaya çıktığında destekçilerini yanıltmadı ve DELL firmasına kendi içinde kullanılmak üzere 5000 adetlik satış yaparak, tüm zamanların bir kerede yapılan en büyük 3D yazıcı satışı rekorunu ele geçirdi. Bu sansasyonel başarının rüzgarını yelkenine dolduran Zortrax, FDM segmentindeki en pürüzsüz baskı sonuçları ve dayanıklılığı ile dünyanın en büyük şirketlerinden, Diyarbakır Ergani’deki bir meslek okuluna kadar girebildi. 3D printing’de rekabetin en hararetli olduğu, her gün yeni bir cihazın piyasaya çıktığı Plug-in Play (tak ve çalıştır) kategorisindeki birinciliğini çıktığı günden bugüne kadar koruyan Zortrax, şimdiden bu endüstriyel devrimin kilometre taşlarından biri oldu.

Bu yazı Alper Çataloluk (3BFab teknik satış temsilcisi) tarafından kaleme alınmıştır.

  • https://www.youtube.com/user/GARYOSAVAN İzzet Berkay Karamanderesi

    Mig-29’lar dikine kalkış yapamıyorlar, Yak-38 ve Yak-141’ler dikine kalkış yapabiliyor. Orada bir yanlış bilgilendirme var. 😉